Bir ürünün tanıtım sayfasında "otonom" kelimesini gördüğünüzde ne anlamalısınız? Cevap net değil, çünkü bu kelime şu anda birbirinden çok farklı en az beş şeyi anlatmak için kullanılıyor.
Biri kod öneren bir eklentiye otonom diyor, diğeri geceleyin kendi başına iş açıp bitiren bir sisteme. İkisi aynı kelimeyle satılıyor ve alıcı ne aldığını ancak kullandıktan sonra anlıyor.
Otomobil benzetmesi neden yetmiyor
İlk akla gelen çözüm otomotivden ödünç almak. Sürüş otomasyonunda altı seviyeli, herkesin bildiği bir ölçek var ve "seviye 3" dendiğinde ne kastedildiği anlaşılıyor.
Aynı mantığı ajanlara taşımak yanıltıyor. Araçta tek bir iş var ve o iş aracı yoldan çıkarmadan götürmek. Ajanda ise birbirinden bağımsız üç ayrı soru var ve bir ürün bunların birinde çok ileride, diğerinde başlangıçta olabiliyor.
Üç eksen
Karar ekseni. Adımların sırasını kim seçiyor? Bir uçta sıra tamamen koda yazılmıştır, diğer uçta model her adımda bir sonrakine kendi karar verir.
Yetki ekseni. Sistem ne yapabiliyor? Bir uçta yalnızca okur ve öneri yazar, diğer uçta kayıt günceller, mesaj gönderir, kod yazıp gönderir.
Tetik ekseni. İşi kim başlatıyor? Bir uçta her koşunun başında bir insan vardır, diğer uçta işi zamanlama ya da dışarıdan gelen bir olay başlatır.
Bu üçünü ayırdığınızda piyasadaki karışıklık çözülüyor. Kod öneren bir eklenti karar ekseninde yüksek, yetki ekseninde düşük ve tetik ekseninde en dipte duruyor. Geceleyin kendi işini açan bir sistem üçünde de yukarıda.
Aynı kelimeyle satılan iki ürünün arasındaki mesafe buradan görünüyor.
Beş pratik seviye
Eksenleri birleştirince çoğu ürünün oturduğu beş basamak çıkıyor.
Öneren. Model bir şey üretir, uygulamayı insan yapar. Yanlış öneri hiçbir şeye dokunmadığı için risk düşüktür, kazanç da sınırlı kalır çünkü işin yükü hâlâ insanda durur.
Her adımda onay isteyen. Model yapar ama her eylemden önce sorar. Kullandığı tek bir insan varken makul çalışır.
Dar yetkiyle kendi bitiren. Belirlenmiş bir araç kümesi içinde onay istemeden işi bitirir, sonuç insana gelir. Denetim koşu bittikten sonra yapılır.
Tetikleyicisi de kendinde olan. İşi başlatan bir insan değildir. Bir zamanlama, gelen bir olay ya da bir kaydın değişmesi koşuyu başlatır.
Kendi işini kendi tanımlayan. Hedef verilir, hangi işlerin yapılacağına sistem karar verir. Bugün satılan ürünlerin çok azı gerçekten buradadır.
Onay basamağının bilinmeyen bedeli
Her adımda onay isteyen kurulum kulağa en güvenli seçenek gibi geliyor. Uygulamada başka bir sonuç veriyor.
İlki kazancı eritiyor. Bir insanın her adımda beklemesi gereken bir sistem, o insanın zamanını serbest bırakmıyor ve otomasyonun asıl amacı kayboluyor.
İkincisi onay yorgunluğu yaratıyor. Ardı ardına yirmi onay penceresi gören kişi yirmi birinciyi okumadan geçiyor. O noktada onay adımı bir kontrol değil, kendini kontrol sanan bir alışkanlık haline geliyor.
Biz kendi tarafımızda bu basamağı bilerek seçmedik. Koşu ortasında onay istemek yerine güvenliği öne taşıdık. Ajanın hangi araca erişebileceği baştan daraltılıyor, harcama tavanı koşu başlamadan konuyor ve atılan her adım sonradan okunabiliyor.
Bu tercihin bedeli de var ve saklamaya gerek yok. Geri alınamayan işlerde önden onay hâlâ doğru yaklaşımdır. Para transferi ya da müşteriye giden bir duyuru gibi işlerde onay adımını atlamak makul değildir.
Seviyeyi yükseltmek her zaman iyi değil
Otonomi bir başarı ölçüsü değil, bir tasarım tercihidir. Doğru seviye işin geri alınabilirliğine bağlı olarak değişiyor.
Geri alınabilen işlerde yüksek otonomi kazandırır. Bir taslak yanlış yazılırsa silinir, bir analiz yanlış çıkarsa tekrarlanır.
Geri alınamayan işlerde düşük otonomi daha akıllıcadır. Dışarıya giden bir mesajı geri çağıramazsınız.
Bu yüzden aynı kurum içinde farklı işler farklı seviyelerde çalışmalı. Tek bir seviye seçip her işe uygulamak, ya gereksiz beklemeye ya da gereksiz riske yol açar.
Satıcıya sorulacak dört soru
Adımların sırasını model mi seçiyor, yoksa sıra sizin tarafınızda mı yazılı? Cevap "model seçiyor" ise karar ekseninde yükseksiniz demektir.
Sistem onay almadan hangi işlemleri yapabiliyor ve bu liste nasıl daraltılıyor?
Bir koşuyu başlatan tek şey insan mı? Değilse başka neler başlatıyor ve bunu kim kapatıyor?
Koşu bittikten sonra hangi adımların atıldığını ve neye harcandığını nereden görüyorum?
En çok ağırlık taşıyanı dördüncüsü. Önden onayı kaldıran her sistem, yerine sağlam bir geriye dönük denetim koymak zorunda. Onayı kaldırıp denetimi de koymayan bir ürün otonom değil, yalnızca kontrolsüz çalışıyor demektir.